E. A. Hamilelik Ve Spor

Oca
2017
17

posted by on aktif yaşam, Çalışma Hayatı, Kariyer, Motivasyon, Röportajlar, sağlık

Daha dünyaya yüzünü bile göstermemişken bir bebek nasılda insanın hayatını değiştiriveriyor. Her bir hücren onu var etmek için çalışıyor. Evin en güzel odası onun için açılıyor. Sevgi sözcüğüne yeni anlamlar yükleniyor. Tabi bu kısımlar buz dağının görünen yüzü! Gelecek kaygısı, bakabilecek miyim korkusu, hormonal değişikliklerin sebep olduğu psikozlar, kaygı, stres, sinir nöbetleri gibi bunların yanına eklenebilecek daha nice gizli dile getirilmeyen gerçekler…Hem kendin için, hem bebeğin sağlığı için bu süreci mutlu geçirebilmenin türlü yolları var. Ben bana en iyi gelen yöntem olan sporu tercih ettim yine tabi ki. Serap Hocamla ve Berika Doğuma Hazırlık ve Pilates Merkezi ile işte bu yolculukta tanıştım. Serap hocamı kendime yol arkadaşı aldım.

Sizin de merak edebileceğinizi düşündüğüm soruları sıkıştırdım onca yoğunluğunun arasına. Sağ olsun kırmadı sabırla cevapladı sorularımı. Aşağıdaki soruların cevapları sizin içinde yol gösterici olursa ne mutlu bana ;)

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz ?

Zeynep Kamil Sağlık Meslek Lisesi’ nin ardından Uludağ Üni. Ebelik Fakültesi mezunuyum. 1 yıl köy ebeliği, 16 yıl Zübeyde Hanım Doğum Evi’nde ameliyathane hemşireliği gebe takibi ve yeni doğan yoğun bakım hemşireliğinden sonra istifa ettim. Şuanda gebe danışmanlığı ve gebe egzersiz programlarını yürütüyorum.

Doğum hemşiresi (Ebe) iken hamile pilatesi dersleri vermek nasıl aklınıza geldi?

Doğum sürecini takip ederken başarılı bir doğumun ve keyifli bir gebeliğin altın kuralının güçlü bir beden ve güçlü bir ruh halinin olduğunu farkettim.Bunun için egzersizlerin mutlaka yapılması gerektiğini düşünüp kendimi bu konuda geliştirdim.Önce pilates sonra hamile pilatesi ve hamile yogası eğitimlerini tamamladım. Türkiye ‘ de bu konuda eksikler var. Bir ebe olarak pilates ve yoganın kendim için de gebeler için de daha güvenilir olacağını düşünüyorum. Ve  bu güvenle gebeleri doğuma, anneliğe hazırlıyorum.

Hamilelikte spor konusunda bize neler söyleyebilirsiniz?

Kesinlikle gebeler egzersiz yapmalı. Zor bir süreç hem kadın için hem ruhumuz  için. Gebeliğin olumsuz etkilerini ancak egzersiz ile etkisiz hale getirebilirsiniz yoksa gebelik heyecanlı bir kabusa dönüşebilir.

Hamilelik hormonal anlamda biraz karmaşık bir süreç. Hamile kadınlarla bu alanda çalışmak zor gibi görünüyor. Siz ne düşünüyorsunuz ?

Kadınlar gebe olmasa da zordur. Üzerine bir de hormonlar eklenince dikkatli davranmak gerekiyor. Hamile kadının  hormonları tavan yapar, yüksek bir enerji yüksek bir hassaslık başlar. Neyse ki gebeleri iyi tanıyorum. Hassas noktalarını ve neye ihtiyaçları olduklarını biliyorum. Benim için keyifli.

Pilatesin hamilelik sürecinde ne gibi faydaları var ?

Pilates… Vazgeçilmez bir egzersiz biçimi. Hayatın boyunca bedenin için yapacağın en güzel şey. Gebelikte ise yayınlanmış faydalarından öte kendi gözlemlerim şöyle ;

  • Ödem… neredeyse hiç tanışmazsınız.
  • Kilo alırsınız fakat aldığınız kilolar dışarıdan fark edilmez. Sizi rahatsız etmez.
  • Bel ve sırt ağrısı yaşamazsınız.
  • Gebeliği taşımakta zorlanmazsınız, kaslarınız güçlenir.
  • Doğumu kolaylaştırır.
  • Doğum sonrası iyileşme süreci daha hızlı olur.
  • Nefesle birlikte kan dolaşımı hızlanır, bebeğe giden oksijen miktarı artar. Daha zeki daha aktif bebeğiniz olur.
  • Egzersiz sırasında salgılanan endorfin hormonu psikolojik olarak rahatlama ve mutluluk sağlar.

Tüm hamileler için uygun mu?

Hayır . Düşük ve erken doğum riski olan, kanaması olan  ve ikiz gebeler yapmamalı.

Kadınların gündelik hayatta en dikkat ettikleri konu kiloları fakat hamilelikte kilo kaçınılmaz bir durum. Spor yaparken beslenme de çok önemli. Bu konuda hamileler için ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Sağlıklı beslenmek şart. Hamur işi yok . Şeker yok . Bol et, balık, meyve ve yoğurt bu kadar. Bunları yersek  hızlı kilo almayız. Bebeğimizi büyütürüz, kendimizi değil.

Son dönemde çoğunluk normal doğum istiyor ( tabi şartlarda uygunsa) fakat bir taraftanda o süreç biraz hamileleri korkutuyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Doğum yapmak… Neden korkuyoruz ki ? Kadın bedeni bunun için tasarlanmadı mı? Siz kendinizi rahat bırakın. Bedeniniz ne yapacağını bilir. Fakat biz ona yardım etmeliyiz. Koltukta oturup oturup doğmasını beklemeyin. Bedeninizi güçlendirin. Ruhunuzu hazırlayın. Benim gebelerimde henüz zor doğum öyküsü yok.  Keyifli doğum öyküleri var. Ama bunun içim pilates, egzersiz ve eğitim şart.

Son olarak sizin anne olacak adaylara tavsiyeleriniz neler ?

Her anın tadını çıkarın. Bir daha bu deneyimi yaşayamayacaksınız. Bebeğinizin sizin içinizde büyümesinin tadını çıkarın. Her anınızdan keyif alın. Siz mutlu olursanız, bebeğiniz de mutlu olur. Sağlıklı gebelik olsun . 

Serap Erim Avcı Hocam ‘ a çok teşekkür ederim bu güzel sohbet için.

İntagramdan kosar_adim ve serapeerim_hamilepilates hesaplarını takipte kalın;)

Sağlıcakla kalın,

Elif

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

posted by on aktif yaşam, koşu, Motivasyon, sağlık, spor

Modern çağın hastalığı: depresyon, kaygı bozukluğu ve panik atak diye diye algılarımıza işlediler. Başımıza gelmediyse de diye diye getirdiler.Bunlardan birini mutlaka olduk ya da olduk sandık daha da fenası gerçekten olup da inkar ettik .
Bundan 4-5 yıl önce ben de bu tarz problemlerle omuz omuz halaya kalktım. Sürekli bir kaygı hali, başıma ha bir şey geldi ha gelecek psikozları, yaşam alanımı kısıtlayan davranışlar falan… Resmen mutlu olamıyorum, kendim mutsuz olduğum gibi etrafımdakileri de mutlu edemiyorum. Yapılan tetkikler, çekilen MR lar … kelimenin tam anlamıyla domuz gibiyim ama kendimi yarın ölecekmişim gibi hissediyorum hali. Sonrasında alınan terapi destekleri falan, yok!
Kendimi o kadar inandırmıştım ki yarını göremeyeceğim diye bunu düşünmekten bugünü es geçer olmuştum resmen.
Terapilerimden birinde, yaptığımız çok basit bir çalışma benim inanç kalıplarım konusunda düşünmeme sebep oldu. Doktor bana resimdeki mor bir fili gösterip filin mor olduğuna inandırmaya çalıştı ve bu konuda beni bir kaç seans boyunca ikna etmeye çalıştı. aradan uzun bi zaman geçtikten sonra  bana bir gün bi konuşma esnasında fillerin ne renk olduğunu sorduğunda ağzımdan çıkan MOR cevabı beni acayip şaşırttı . Resmen doktor beni inandırmış.
Neyse asıl anlatmak istediğim kısım koşuya nasıl sevdalandığım.

|| Read more

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

posted by on Çalışma Hayatı, Kariyer, Motivasyon

pamucakBu ülkede kadın olmak zor diyoruz da bu dediğimizi ne anlayabilecek ne de anlatabilecek bir muhatap bulamıyoruz karşımızda. (Bkz. Tecavüzü meşrulaştırmaya çalışan yasa koyucular.)
Sene başında iş değişikliği yaptım.- ki yapmaz olaydım hayatımda görüp görebileceğim en basit, en bağnaz, erkek egemen bir iş yeriydi.- Ayrıntıya girip, ismini zikredip bundan nemalanmalarını dahi istemem. Neyse konumuz o şirket değil benim orada çok kısa bir zaman zarfı bulunmuş olmam hiç değil.
Deneyimlediğim kötü zaman diliminden sonra biraz dinlenmek arınmak istedim. Yaklaşık 10 yılın yükü vardı omuzlarımda. Bir bir indirip omuzlarımdan sonrasında kuş gibi hafif tekrar dönerim diyordum sahalara…
Bir kaç ay dinlendikten sonra annemin ebesine kadar didiklendiğim mülakat süreçlerine başladım. Tamam ben de insan kaynakları profesyoneliyim ben de mülakatta o soruları soruyorum ama benim için önemli olan pozisyonun gerekliliği için yeterli yetkinliğe sahip mi değil mi aday?
Neyse ilk mülakat süreçleri bitti. Bu ülkede benim gibi iş arayan o kadar çok aday var ki o pozisyona başvuran, ikinci mülakatlar için geri dönüş süresi uzadı. Bir de üstüne 15 Temmuz Vakk’ası , OHAL falan derken işler iyice duraksadı.
Hayatta bir taraftan akıyor tabi, kadın olarak “anne” olmak istedim. Ne mutlu bana ki tam da bu süreçte hamile olduğumu öğrendim. Sanırım dünyanın en mutlu insanıydım. Fakat bir gerçek vardı ki çocuğuma iyi bir gelecek için çalışmam gerekiyordu. En azından ben böyle düşünen bir kadınım. Ona sunmayı arzu ettiğim hayatı herkesten önce BEN sağlamalıydım. Daha güçlü, daha dimdik ve sımsıkı olmalıydım.
Ne var ki ikinci mülakatlar için geri dönüşler başladığında ben üçüncü ayı bitirmek üzereydim. E tabi mülakatlarda benim bu durumu belirtmem, tekrar bir ebe muhabbetine girmem gerekiyordu.
Bunu söylediğim tüm insan kaynakları uzmanları çok mutlu olduklarını söyleyerek tebrik ettiler. Sonrası mı ? Tabi ki şartların birlikte çalışmak için uygun olmadığına dair geri dönüşler… Ya da hiç geri bildirimde bulunmayı bile tenezzül etmediler!
Çünkü hamileyim.
Part_ time işlere başvurdum uzmanlık gerektirmeyen. Amacım boş durmak yerine katma değer yaratmaktı kendime. Ama hayır bu da mümkün değildi.
Çünkü ben hamileyim.
Ama çalışmam üretmem lazım. -Mümkün değil .
Çünkü ben hamileyim.
E bu bi süreç, bu bitecek. -yok şimdi olmaz.
Çünkü ben hamileyim.
E bari sonrası için değerlendirin. -Yok olmaz çünkü sen anne olacaksın.
Ben anne olucam da çocuğum için iyi bir gelecek sunmam lazım. -Yok olmaz sen emzireceksin.



Ben keşke çalışmaya devam edeydim de SSK + Maaş + Yol Ücreti karşılığı taşıyıcı anne bulaydım. Bu mudur ?
Hamilelik hormonlarım tavan, üstüne bir de sinir stres ben şimdi kime ne diyeyim ne anlatayım. Kimse dinlemez beni ‘çünkü ben hamileyim.’
Kadın olmak zor !
Otobüste yer verilmesini değil , göbeğimi görenlerin canım çekmesin diye ellerindekini bana uzatmasını değil, filikalara önce yerleştirilmeyi değil, bir kadın olarak değer görmeyi istiyorum. Bir anne olarak çalışmak istiyorum. Bir erkek kadar iyi iş çıkarabileceğimin bilinmesini istiyorum. Çocuğum için daha umut dolu yarınlar istiyorum.

Beni anlayan var mı?

Daha neler yazasım var da….

Elif K.

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

E. A. Temizlik Zamanı

Eki
2016
18

posted by on Motivasyon, sağlık

                                                                                                                                                Takip edenler bIMG_3160ilirler geçenlerde 21m2 blog ta aşağıdaki yazıyı paylaşmıştım. Diğer bloğu takip etmeyenler için burada da yayınlamak istedim.

‘Zaman zaman insan sadeleşmek ister, hayatını biraz arındırmak… Kimi evinden başlar temizliğe kimi ise düşüncelerinden …
Üstümüzden bir türlü atamadığımız yorgunluğun bahanesini bitmeyen işlerde ararız hep. Aslında bizi daha derinden yoran başka şeyler vardır da onları durup düşünmeye hiç vaktimiz yoktur. Oysa bi bulsak ne olduğunu atıvereceğiz üstümüzden o yorgunluğu …
Beni en çok yoran şu hayatta edinilmiş negatif insanlar. Onları ayırt etmeniz çok zor değildir. Hemen kendilerini ele verirler. Bi kere muhabbete girmeye görün hoop bi bakmışınız sizi de almış girdabına … İşte o vakitten sonra artık siz de dünyanın en bedbaht insanı olmuşsunuzdur . Artık kol kola girip ‘Batsın bu dünya!’ naraları atabilirsiniz.

Siz siz olun kendinizi negatif insanlardan arındırın. Zamanınızı size iyi gelecek, zeki, eğlenceli insanlarla geçirin. İlişkilerinizin sizi incitmesi degil iyileştirmesi gerekir, o yüzden şifa niyetine arkadaşlar edinin. Çevrenizi düşlerinizi gercekleştirmenize yardımcı olacak insanlarla donatın. Negatif insanları kendinizden uzaklaştırdığınızda ne kadar özgürleştiğinizi farkedeceksiniz. Bu hayat sizin ve bu hayatı yaşamanın en dogru yolunu siz biliyorsunuz.’

 

 

Elif K.

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

E. A. 21m2 ile Röportaj

Eyl
2016
07

posted by on aktif yaşam, Çalışma Hayatı, Kitaplar-bloglar, Röportajlar

Herkese merhaba ;

www.yirmibirmetrekare.com ‘un bir süredir bloggerlığını yapıyorum . O sebeple buraya vakit ayırmak biraz zor oluyor . Sizleri de boşlamamak aynı zamanda 21m2 deki  yazılarımı da takip için linki paylaşmak istedim .

Yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz : http://www.yirmibirmetrekare.com/blog

Bu hafta benimle gerçekleştirdikleri röportajı da sizlerle paylaşıyorum:)

21m2 Blogger fikrine karar verdikten sonra ilk işimiz bunun için bir araştırma yapmak oldu. Podyum Park , Faruk Saraç Meslek Yüksek Okulu ve moda ile ilgili belirli yerlere bir afiş çalışması yaptık. Sosyal medya üzerinden de aktif bir şekilde duyurularımız devam etti. Tahminimizin çok üzerinde ilgi gördük ve bu bize ne kadar doğru bir iş yaptığımızın göstergesi oldu.  Katılım yapan herkese gönülden teşekkür ederiz. İşin en zor kısmı tabiki kişiyi seçmekti. En büyük kriterimiz 21m2 kadınını yansıtacak biri olması idi. Ve sevgili @portobella_cadisi_ Elif ile yollarımız bu noktada kesişti. 

Elif ‘in kendisini tanıttığı yazıdaki matrak ve zeki tarzı bizi etkiledi. Hayatına bir çok şeyi sığdırmayı başaran bir kadın olması da O ‘nu seçmemizdeki önceliğimiz oldu. Ve birlikte hikayeye başlamış olduk . 

repost_temp || Read more

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

posted by on aktif yaşam, koşu, sağlık, spor

Gezmekten bi oturup yazamadım aylardır. Vicdan azabım had safhada. Bir sürü uzun uzun anlatmaya değer anılar biriktirdim. İnsan kaynakları hakkında yazmaktan sıkıldım. İnsanın asıl kaynağı ben oldum. Veeeeee hamileyim .

Neyse insanlık için küçük fakat benim için dev bir adım olan bu durumu bir kenara bırakıp   size Amsterdam’da gezdiğim ‘ Body World Happiness Project ‘ den bahsetmek istiyorum. Ben gezmelere doyamadım. Türkiye ‘ye de gelmişti ama fırsat bulup gezme imkanım olmadı. Herkes Amsterdam ‘ın Van Gogh, Rijksmuseum  vs. gezmek isterken sporla , aktif yaşamla, sağlık ve mutlulukla kafayı bozmuş ben soluğu Body World Happiness Project te aldım.

Mutlu hissetiğimizde içimizde vücudumuzda ne gibi değişiklikler oluyor sorusunun yanıtlarını görsel alanları gezdikçe öğreniyorsunuz.

Mutlu bir hayat için en önemli gereklilik sağlık ve fiziksel bütünlük. Fakat her sağlıklı olan mutlu veya her hasta olan mutsuz diyemeyiz . Duyarlılığımızın değişimleri bunun en büyük nedenlerinden biri. Hayatımız ile ilgili yaptığımız seçimler ,bizi tatmin eden şeyler , korkularımız vb. durumlar duygularımızın değişmesine sebep olurken mutluluğumuzu da etkiliyor .

Mutluluğun sağlığımız üzerindeki olumlu etkisi tartışmasız bir gerçek. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki mutlu insanların kansere , diyabete, kalp krizine ,depresyona yakalanma oranları mutsuz insanlara nazaran çok çok daha az.

Spor , sağlıklı beslenme, sigara kullanmama , alkolu sınırlama bize sağlığı sağlık da mutluluğu ve mutluluk da dönüp dolaşıp sağlığı getiriyor. Hayattaki en sevdiğim kısır döngü…

Hepinizin bu kısır döngüye girmesi ümidiyle :)

Elif K.

20160630_143328 20160630_142026 20160630_151301 20160630_152435 20160630_145535 20160630_152244 20160630_151943-2 20160630_144544 20160630_143842

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

posted by on Çalışma Hayatı, Eğitim, Kariyer

Hello world!

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

E. A. Domestik Sohbetler

Şub
2016
23

posted by on Serbest Kürsü

Sevgili blogum;

Bu günlerde bu kadar boşken niye yazmıyorsun dediğini duyar gibiyim. Hakkın var doğrusu ama benim de geçerli sebeplerim var bence. Bilirsin beni ,dağıtmak konusunda üstüme yoktur . Önce işten ayrılmamı bahane edip dağıttım sonra da aylaklığıma kadeh kaldırdım. Şimdi mi ? Şimdi bir süreliğine İzmir ‘deyim.

Hava çok güzel burada. Deniz kokusu, güneşe aldanıp açan çiçeklerin kokusuna karışmış.  Sabah erkenden kalkıp bostanlı sahilde koştum. (bkz: intagram; kosar_adim) Çimlere uzandım gözlerimi kapayıp şehrin gürültüsünü dinledim güneşi içime doldururken. Şubat ayı bitmeden kafa dergisinin  son sayısını alıp hatmettim. Gün o kadar uzundu ki hala bir şeyler yapmalıyım derken atlayıp dolmuşa sinemaya gittim. En yakın seans  ‘Dünyanın En Güzel Kokusu’ filmiydi. Merak da ediyordum açıkçası ayrıca tek başına film izlemeyi ve sessizce ağlamayı pek severim bilirsin.

Filmi sevdin mi diye sorarsan Mert Tünay ‘a ait film müziği ki severim Mert’ i dinlemeyi, Cemal Süreya dizeleri serpiştirilmiş bolca ki en sevdiğim şair , mekan seçimleri özellikle Amsterdam’da bot evde balayı kısmı ve Grolsch içmeleri ayrıca ilgi alanımdı. Tuba Ünsal’ ın tarzı tam benlikti. Hem gülümsetti hem de ağlattı ve hafızama tüm sevdiğim kokuları toplattı . E daha ne olsun film benim için amacına ulaştı . Şimdi de oturdum kahvemi içip Mert Tünay dinlerken birazda buraya yazmak geldi içinden…

Neyse işte keyifler yerinde …

Elif K.

 

 

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

E. A. Gecenin Tam Üçünde

Şub
2016
09

posted by on Motivasyon, Serbest Kürsü

‘Bir gül biter içimde tam bildiğim biçimde gecenin tam üçünde…’

Tam da gecenin üçünde uyandım. Sokak lambasının sarı ışığı aydınlatıyordu heryeri. Tüm nesneler seçiliyordu odadaki. Çarşafların deseni, yatağa girmeden önce çıkartılmış çoraplarımın sağa sola fırlatılıp atılmış şekli ve uykunun rengi…

İnsan hep böyle yalnızlıkta sorgular kendini , seçimlerini , geçmişini …

Aklımdan geçenleri sıraya dizmeye çalıştım.  Harf sırasına göre denedim olmadı. Önem sırasına göre denedim hepsi birinciliği almak icin çabaladı. Sonra dedim ki kendime ‘ bırak dünde herşeyi, bu gün oyuna yeni baştan geri dönmeli…

Kahve kokusuyla doldurdum evi.

Şimdi kendime reçete yazmanın tam da vakti …

İnsan önce kendini sevmeli,

Hatalar da yapsa kendini affetmeli,

Yanındakilerin kıymetini bilmeli,

Boşa vakit geçirmemeli , hep üretmeli,

Herşeye  herkese inat gülümsemeli,

Baktım ki reçete bayağı kabaracak, eee!!! Zaten  ben de biliyorum bunların hepsini .

İşte o vakit anladım ki insanoğlu şükretmeli.

Ne kadar mutluyum ki; hep yanımda olmak için can atan köpeğim var, dostlarla doldurabileceğim bir evim , küçük  de olsa bi bahçem var. Bahçemde leylandiler, yasemenler , limon , mandalina ve portakal ağaçlarım . İşsizliğim var, zaman zaman ıssızlığım , sağlığım var, güzel hatalarım var , dualarını eksik etmeyen anam babam var. Artık bırakılması gereken depresyon ilaçlarım var. Takmaya kıyamadığım kolyelerim , atmaya kıyamadığım boş parfüm şişelerim …

Ama en önemlisi akıntıda birbirlerini kaybetmemek adına ellerini uyurken bile bırakmayan su sumarları gibi, ne olursa olsun elimi bırakmayan ve elini bırakmak istemediğim hayat arkadaşım var …

Hayat bana sundukların ve bundan sonra da sunacakların için sana şükrediyorum.

Screenshot_2016-02-09-11-53-23-1

Elif K.

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

E. A. 30+

Eyl
2015
22

posted by on Motivasyon, Serbest Kürsü

 

Çok uzun zamandır bloga vakit ayırmadığımın farkındayım . An oluyor insanın eli yazmaya gitmiyor işte .

Geriye dönüp baktığımda şu son 1 yılda şehir değiştirmişim , ev değiştirmişim , iş değiştirmişim , yeni dostlar , yeni alışkanlıklar edinmişim . Çok da boş geçirmemişim yani şu son 1 yılımı .

30+ yaşlar çok iyi geldi bana . Daha bi kadın oldum sanki . Ne istediğimi , ne istemediğimi , hayatımdaki her türlü fazlalıktan kurtulmam gerektiğini , boşa harcanacak kadar zamanın sınırsız olmadığını, ne kadar sağlıklı olduğumu , koşmayı çok sevdiğimi , zaman zaman bencil olmam gerektiğini ve daha bir çok şeyi öğrendim .

Öğrendiklerimi yanıma alarak , bundan sonra öğreneceklerimi -iyi veya kötü- başımla gözümle kabul ederek 30 + serüvenime başlıyorum .

IMG-20150922-WA0008

Elif K.

 

 

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail