Archive for Ocak 2013 | Monthly archive page

posted by on Motivasyon

image

Günaydın, günaydın, günaydın:)
Yepyeni bir hafta başlıyor ve ben evrene pozitif enerji vermek istiyorum çünkü biliyorum ki bana çok güzel dönecek…

Saat 07:07 olsada ve çok yorgun,  uykulu olsamda iş yoluna koyuldum bile…

Aslında günün bu saati dahil yollardaysak  bir işimizin var olduğu,
Çok yogunum diyorsak gerçekten bir işe yaradığımıza,
Ve şimdiden cuma gelsin diyorsakta içimizdeki çoçuk adına sevinmeliyiz:)

Pazartesi sendromuna inat bu enerjimi paylaşmak istedimki bulaşıcı olsun ve haftaya çok iyi başlayalım…Herşey bizim elimizde…

Hepimize güzel bir hafta başlangıcı diliyorum…

                            Serhat Levent KAHYAOĞLU

E. A. NİNEMİN MUTFAĞI

Oca
2013
06

posted by on Serbest Kürsü

İbrikte kaynayan sudan buğulanmış camlardan incecik ve telaşlı damlalar aşağı doğru süzülüyordu. Camlar gözlerini ovuşturabilselerdi dışarıda Balkanların soğuğunu, soğuktan birbirlerine sarılmış Yıldız dağlarını, köy evlerinin bacalarından çıkan huzuru görebileceklerdi. İşte tam da bu sebepten hiçbir zaman perdeye gerek duyulmamıştı bu mutfakta…

Mis gibi taze ekmek kokusu daha içeri girmeden gelen misafirleri kapıda karşılıyor, kollarına girerek içeri kadar buyur ediyor, tüm yaşanmışlıklar, bir ev sahibi edasıyla gelenlere oturacakları divanları gösteriyorlardı. Yılların yükü, hiç eğilip bükülmeden birer asker gibi dimdik ve sert duran divanlar üzerlerine mıhlanmış bin bir renkte motifi içlerinde taşıyan örtüler ile gizleniyordu. -Örtülerdeki her bir motifin öyküsü gelen misafirlere daha sonra anlatılacaktı.- Divanların sırtlarına uzun ceviz rengi yastıklar yerleştirilmiş ana kucağı, köy sıcağı içlerine bezenmişti.

Mutfakta omuz omuza duran bu iki divanın önünde eski el yapımı ahşap bir masa vardı. Silinmesi kolay olsun diye kullanılan naylon masa örtüsü kaymasın diye de raptiyelenmişti masaya. Masa da masa ha! Üzerine iki tabak alabiliyor, üçüncü kişi oturabilmek için diğerlerinin doymasını bekliyordu. Masanın sandalye ile olan arkadaşlığını mutfak kaldıramayacak kadar küçük olduğundan, acıkanlar divanlarda sıraya giriyordu.

Divanların karşısında, masanın hemen baş ucunda boylu boyunca uzanan mutfak tezgahı… Dışarısı görünsün diye asılmayan kalın perdeler, tabaklar görülmesin diye tezgahın altını örtmek için kullanılmıştı. Perdeyi açmaya gör… El yordamıyla yapılmış raflarda, bakır tabaklar, kaseler, kaşık bıçak takımları, gümüş tepsiler… Antikacılar bunu bilseler yel yeperek yelken kürek burada alırlardı soluğu.

Tezgahın bir köşesine eski bir televizyon oturtulmuş. Televizyonu izleyebilmek için Bulgarca bilme zorunluluğu konulmuştu. Tezgahın diğer ucunda da bir musluk vardı. Günün sadece belli saatleri cömert davranıyordu kullanmak isteyenlere. Sular çoğu zaman bitti bitecek, gitti gidecek… Suların en cömert zamanında tüm ibrikler doldurulurdu. İçme suyu olacaklar kuzinede kaynatılır, bulaşık için kullanılacaklar tezgahın üzerine sıralanırdı.

Tavan o kadar alçaktı ki yaşlı insanların bellerinin bükülmesinin sebebinin bu alçak tavanlar olduğuna iddiaya girilebilirdi.- Ellerimi kaldırdığımda tavan avuçlarımın arasında…- Ama en çok dikkati çeken tavandaki o iki çengeldi. Belli ki çok eskiden bir salıncağın yeriydi.
Ev sahiplerinin saçları kadar beyaz olan duvarlara torunların resimleri yer etmiş çerçevelerin kenarlarına da bulması kolay olsun diye tespihler iliştirilmişti.

Kuzinenin fırınındaki tepsi büyüklüğündeki yuvarlak ekmeklerin kokusu nasıl gelenlerin koluna girip içeri bulur ediyorsa, gitmek isteyenlere de mani olmak için ayaklarına dolanıyordu.

Ekmeğin kokusundan mı yoksa mutfağın huzurundan mı bilinmez ama bir kere uzandın mı divana; en tatlı rüyaları görürdün oracıkta…

Elif KORAY

posted by on Serbest Kürsü

Uzun zamandır bloga vakit ayırıp sizlerle iletişim halinde olamadık ama bu yazmadığım anlamanı gelmiyor. Hatta bu aralar düşündüğünüzden de fazla yazıyorum. Yaratıcı yazarlık dersleri aldım ve almaya devam ediyorum. Hocamı deyişiyle yazıya pek bi bulaştım. İyi, kötü, uzun ,kısa öyküler yazmaya çalışıyorum ve burada sizlerle paylaşıyor olacağım eğer ki öykülerimi beğenirseniz e-kitap haline getirmeyi planlıyorum ama tabi öncesinde sizlerin desteğine her zamankinden daha çok ihtiyacım var. İlk çalışmamı yarın sizlerle paylaşıyor olacağım .

İyi haftasonları

Elif KORAY

posted by on Çalışma Hayatı

Gerek çevremizde gerekse işyerlerimizde sürekli söylenen insanlardan sizde bıkmadınız mı ? EVET!! dediğinizi ve onayladığınızı duyar gibiyim.Onlar için hayat ve iş yaşantısı tam bir işkencedir ve etrafa bulaşıcı bir huzursuzluk katarlar…

İş yemekleri çok kötüdür ve aç kalıyordur (bu konuda ki eleştirileri yemekteyiz programınla aynı orantadır)

Ofiste hatta çalıştığı kurumda hiç kimse doğru düzgün çalışmıyordur ( -ki rastlantıya bakın birtek o çalışıyordur)

Yöneticiler anlayışsız, çalışanlar soğuk ve tutarsız, imkanlar kısıtlı ve çalışma koşulları hiç uygun değildir…

 

Örneklerin devamını lütfen siz getirin… Bu türde ki insanlar sürekli bardağın boş tarafını görmekte ve dahası bu ve benzeri durumları değiştirmek için hiçbir girişim yapmamaktadır.

|| Read more

E. A. İş İlanı

Oca
2013
03

posted by on Çalışma Hayatı

Zımba gibi, fişek gibi, çalışma azmi ile yanıp tutuşan jeoloji ve maden mühendisliği bölümü mezunu delikanlılar, Dünya Taş İthalat İhracat Madencilik Anonim Şirketi’ de çalışmak isterseniz ik@dunyatas.com.tr adresine cvlerinizi bekliyoruz.

Elif KORAY