admin Banu ÇAKAR KALEMİNDEN “İK’da yürüyen merdİvene bİnmek…”

Mar
2012
05

posted by on Konuk yazarlar

Bu hafta sizlerle yine renkli bir kalemi paylaşmak istiyorum…)

Farklı kalemleri,profesyonelleri sitede ağırlamak,sizlerle buluşturmak ayrı bir keyif oldu çünkü biz gücümüz insan dedik ve farklı olan her bakış açısı ile güçlendiğimizi ve damlayken akarsu olma yolunda ilerlediğimizi hissettiriyoruz umarım aynı keyif sizede geçiyordur:)

Bir süredir takip ettiğim ve her yazısından keyif aldığım BANU ÇAKAR’dan bir yazı istediğimde bütün enerjisini bize kattı ve ortaya keyifle okunacak bir yazı çıktı…İletişimdeki samimiyeti,paylaşmayı seven tavrı ve sıcak sohbeti için ne kadar teşekkür etsem az!

Tanımayanlar için Banu ÇAKAR kimdir diye kısaca yazmak için bilgisayar karşısında oturdum aslında.Öyle ya girizgah yapmam gerekiyordu ancak kendi sitesinde o kadar samimi bir tanıtım yazısı yazmış ki  merak edenlere okumaları için link paylaşmayı uygun buldum.

Sizleri keyif kahvenizi alarak Banu hanımın yazısını okumaya davet ediyorum :)

http://www.banucakar.com/p/hakkmda.html

Merhaba,

Öncelikle tüm    gucumuzinsan.com     okuyucularını selamlayarak  yazıma başlamak istiyorum.

Serhat’a Gücümüz insan’da bana yer vermek istediği için teşekkür ediyorum. Böylesine azimli, hedefi ve ideali olan yeni İK’cıların oluşturduğu bu güzel platformda sizlerle buluşmak beni de çok mutlu ediyor.  İnsan Kaynakları’nda çalışmak bir gönül işi, bir sevgi işi… Bir insanın mesleği de kendisinin bir ifadesidir. Her mesleğin olmazsa olmaz yetkinlikleri olan bazı yeterlilikleri var. Bir İK’cı dada olması gereken en önemli yetkinlik “insanı sevmek”…Ben Serhat’ın benimle bağlanlatıya geçtiği ve o andan itibaren beni ve yazılarımı an be an takip ettiği her zamanda da onun mesleğini ne kadar sevdiğini anladım. Ne kadar başarılı olabileceğini de… Hayalleriniz hep daim olsun. Gerçekleştikçe yeni düşler kurun. Yolunuz hep açık olsun Gücümüz insan

Sizler için bu yazımda “İnsan Kaynakları’nda yürüyen merdivene binmek” ne demektir? Bunu işlemek istedim. Bazı soruları sormak ve bu soruların cevaplarını siz bulun istedim…

 

“İK’da yürüyen merdivene binmek…”

İnsanın kendi varlığı onun okuludur. “İnsan Kaynakları” kendisi kitap olan, kendisi ışık olan ve kendisi okul olan bir materyale sahiptir. İnsana…

İnsan Kaynaklarının, tüm uygulamaları ve çalışanları ile birlikte tek ve belli bir yönü vardır. Çalışanların ne yaptıklarından ziyade ne değer oluşturduklarının üzerine yoğunlaşmak..”Değer oluşturmak ve değer yönetmek”…Peter Fisk’in dediği gibi, yüksek performansı enerji veren, dönüştüren ve değer üreten radikal fikirler ile yaratıcı bir yaklaşımla sağlamak…

Eskiden İnsan Kaynaklarının sorumlulukları sadece iş ilişkilerini düzenlemek ve çalışanların şartlarını, çalışma koşullarını belirlemek ve kontrol etmekti. Ama dünya değişti, değişiyor. İş yapış şekilleri değişti, değişiyor. İnsan ise aslında özünde tüm beklentileri ve psikolojik ihtiyaçları ile aynı, fakat beklentilerini talep etme biçimi değişti, sosyolojik ortamları değişti. Dolayısıyla İK Profesyonellerinin şimdiki sorumlulukları, değişen dünya trendlerini takip ederek, insanı anlayarak beklentileri karşılamak noktasında doğru yönetimleri doğru tekniklerle harmanlayarak kullanabilmek ve çalıştığı firmanın rekabet etmesinde ona yardımcı olmak ve dünyaya adapte olmaktır. Olabildiğince hızlı adapte olmaktır. Dünyasal ve toplumsal trendlerin desteğini almak, yürüyen merdivene binmek gibidir, dursanız da ilerlersiniz. Esen rüzgârların yönünü bilmektir bu.

“Başarı” dediğimiz şey ise, kime göre ve neye göre başarıdır? Bizim başarı saydığımız bir şey belki bir başkası için başarı sayılmayacaktır ya da herkes tarafından başarı olarak kabullenilenler vardır. İnsanın sadece kendisini başarılı sayması yeterli midir? Ya da başarı etrafımızın, başkalarının, dünyanın değerlendirmesi veya takdiriyle mi başarı olarak sayılıp etiketlendiğinde gerçek başarıya ulaşılmış sayabiliriz? Bu çok değişken bir kavram ve herkese göre tanımı da, etkisi de, adı da değişik olabilecektir.

Birey olarak elde ettiğimiz başarı sadece kendimizle sınırlıyken, bazı insanlar ise bu etki alanını genişleterek hem kendileri için başarı kazanmış olmakla birlikte hem toplumları, ülkeleri için veya tüm dünya için başarılı sayılmış olabilirler. Burada başarısızlıktan da bahsetmem gerekir çünkü bence sonuçları önemli, kişisel başarısızlığımız bizim için önemli sonuçlar doğurabilir ama sadece kendimiz için. Kısacası etki alanı sınırlı, başarısızlığımız kendi başarısızlığımız çünkü.

Bunun dışında bir ülkenin ya da bir firmanın başındaki liderin/yöneticinin ise herhangi bir kararından dolayı oluşabilecek başarısızlıklar tüm ülkeyi ya da tüm firmayı etkileyecektir. Veya doğru olmayan İK Politikaları ile yönetilen bir firmanın da uğrayacağı başarısızlık da hem firmayı hem çalışanlarını etkileyecektir. Bu da dünyayı ve ekonomiyi etkileyecektir. Dolayısıyla bu başarısızlıktan etkilenebilecek birçok kişi olabilir. Başarılı ya da başarısız kavramına, etkilerinin büyüklüğü yada derecesi ölçüsünde bakmak en doğrusu olacaktır.

Öncelikle başarı için insan kendi üstünde çalışmalı, kapasitesini algılamalı, kendindeki gelişmeleri izlemeli bunlara uyanık olmalı, algılamalı. Korkmamalı. Kendini takip etmeli ama insan kendisini tamamen kendi gözünden göremez, görse de tam değerlendiremez ancak bir başkasının aynasıyla kendi ışığını görebilir, bireysellik diyoruz ama insan kendini keşfetme yolculuğunda bile aynalara (-yani başka insanlara-) ihtiyaç duyuyor. Buna da ister motivasyon deyin, ister koçluk, ister danışmanlık deyin.

Her şeyin temeli de bu değil midir? İnsan Yönetiminin de, Performans Yönetiminin de, Ödüllendirme sisteminin de… vs. Eğer İnsan Kaynakları sistemleri vizyoner olabiliyor, doğru ve yerinde kullanılıyorsa, “İnsan Kaynakları” tam da bunu sağlamalıdır.

Banu ÇAKAR

İK Profesyoneli / Gelişim Danışmanı

http://www.banucakar.com

 

 

 

 

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

Tags: , ,

2 comments

Trackback e pingback

No trackback or pingback available for this article