admin Çalışmak İçin Yaşamak-İŞKOLİK Kavramı Üzerine

Oca
2013
30

posted by on Çalışma Hayatı, Kitaplar-bloglar

”İşle uğraşmadığınız zamanlarda, kendinizi işe yaramaz hissediyor  yaptığınız fazla mesailer ailenizle ya da arkadaşlarınızla olan ilişkilerinizi olumsuz  etkiliyor, dinlenmiyor, eğlenmiyor işten başka hiçbir şeye vakit ayırmıyorsanız o zaman dikkat ! İŞKOLİK olabilirsiniz.”

 

Mesleğine aşık bir insan olarak bir çoğumuz gibi bende çok seviyorum çalışmayı ve üretmeyi. Hayata, hayatıma, çevremdekilere faydalı olmak fayda sağlamak benim için büyük bir mutluluk oldu herzaman.Özellikle iş arama süreçlerinde ki depresif ruh halim de bunu çok daha iyi anladım. Ben ne olursa olsun üretmeliydim ve yeni birşeyler katmalıydım.

Ancak  sizde şahit olmuşsunuzdur eminim en son ne zaman sinemaya gittiğini, kafasını boşaltıp müzik dinlediğini, sevdiklerinle keyifli bir akşam yemeği yediğini, ya da işi gücü bir kenara bırakıp küçük kaçamaklar yaptığını unutan insanlar o kadar  fazla ki…

Onlar sürekli yorgun ve mutsuzlar çünkü sürekli çalışıyorlar.Dünya da işkoliklik üzerine pek çok araştırma, yayınlanmış pek çok kitap var. Yazıyı yazmak için yaptığım araştırmada dikkatimi çeken kitap Brayn Robinson’un yazdığı “Work Addiction” türkçeye çevrilen adıyla ”Ben İşkolik değilim, bence öylesin” kitabı oldu.

Kitapta İşkolik olmanın, fazla çalışmayı sevmekle karıştırılmamasının öneminden, aslında işkolik olmanın çocukluk dönemlerinden başladığından, bu piskolojik durumun fiziksel rahatsızlıklara dahi yol açtığından bahseden yazar bunun bir sorun olduğunu ve zamanla düzeltilebileceğinin özellikle altını çiziyor.

 

İşkolik olmak üzerine daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız bu kitabı bir an önce almanızı öneriyorum, ben listeme ekledim bile…

 

Çalışmak için Yaşamak mı yoksa YAŞAMAK için çalışmak mı ?…

Bu yol ayrımını gerçekten iyi yapmak lazım. Sevmeyi ve değer vermeyi, yaşamdan zevk almayı , hobilere ve sosyal çevremize zaman ayırmayı, iş-sosyal hayat dengesini ve hayatın tüm renkleriyle hayatın içine karışmayı  lütfen unutmayalım. Gerçekten göz açıp kapayıncaya kadar herşey ve hayat çoğu zaman sadece an-lar da gizli…

Nazım Hikmet’in çok sevdiğim şiirini geçenler de çok sevdiğim arkadaşım Gülsün MÜFTÜGİL başka bir farkındalık yaratmak için bana göndermişti. Şimdi ben de o şiir ile yazımı noktalamak istiyorum.

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yani ağır bastığından.

Bir sincap gibi hayatın içinde, hayatın farkındalığı ile yaşamamız dileği ile…:)

Serhat Levent KAHYAOĞLU

 

Kaynak: Capital Dergisi

 

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

Tags: , , , ,