Archive for the ‘Çalışma Hayatı’ Category

E. A. Hamilelik Ve Spor

Oca
2017
17

posted by on aktif yaşam, Çalışma Hayatı, Kariyer, Motivasyon, Röportajlar, sağlık

Daha dünyaya yüzünü bile göstermemişken bir bebek nasılda insanın hayatını değiştiriveriyor. Her bir hücren onu var etmek için çalışıyor. Evin en güzel odası onun için açılıyor. Sevgi sözcüğüne yeni anlamlar yükleniyor. Tabi bu kısımlar buz dağının görünen yüzü! Gelecek kaygısı, bakabilecek miyim korkusu, hormonal değişikliklerin sebep olduğu psikozlar, kaygı, stres, sinir nöbetleri gibi bunların yanına eklenebilecek daha nice gizli dile getirilmeyen gerçekler…Hem kendin için, hem bebeğin sağlığı için bu süreci mutlu geçirebilmenin türlü yolları var. Ben bana en iyi gelen yöntem olan sporu tercih ettim yine tabi ki. Serap Hocamla ve Berika Doğuma Hazırlık ve Pilates Merkezi ile işte bu yolculukta tanıştım. Serap hocamı kendime yol arkadaşı aldım.

Sizin de merak edebileceğinizi düşündüğüm soruları sıkıştırdım onca yoğunluğunun arasına. Sağ olsun kırmadı sabırla cevapladı sorularımı. Aşağıdaki soruların cevapları sizin içinde yol gösterici olursa ne mutlu bana ;)

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz ?

Zeynep Kamil Sağlık Meslek Lisesi’ nin ardından Uludağ Üni. Ebelik Fakültesi mezunuyum. 1 yıl köy ebeliği, 16 yıl Zübeyde Hanım Doğum Evi’nde ameliyathane hemşireliği gebe takibi ve yeni doğan yoğun bakım hemşireliğinden sonra istifa ettim. Şuanda gebe danışmanlığı ve gebe egzersiz programlarını yürütüyorum.

Doğum hemşiresi (Ebe) iken hamile pilatesi dersleri vermek nasıl aklınıza geldi?

Doğum sürecini takip ederken başarılı bir doğumun ve keyifli bir gebeliğin altın kuralının güçlü bir beden ve güçlü bir ruh halinin olduğunu farkettim.Bunun için egzersizlerin mutlaka yapılması gerektiğini düşünüp kendimi bu konuda geliştirdim.Önce pilates sonra hamile pilatesi ve hamile yogası eğitimlerini tamamladım. Türkiye ‘ de bu konuda eksikler var. Bir ebe olarak pilates ve yoganın kendim için de gebeler için de daha güvenilir olacağını düşünüyorum. Ve  bu güvenle gebeleri doğuma, anneliğe hazırlıyorum.

Hamilelikte spor konusunda bize neler söyleyebilirsiniz?

Kesinlikle gebeler egzersiz yapmalı. Zor bir süreç hem kadın için hem ruhumuz  için. Gebeliğin olumsuz etkilerini ancak egzersiz ile etkisiz hale getirebilirsiniz yoksa gebelik heyecanlı bir kabusa dönüşebilir.

Hamilelik hormonal anlamda biraz karmaşık bir süreç. Hamile kadınlarla bu alanda çalışmak zor gibi görünüyor. Siz ne düşünüyorsunuz ?

Kadınlar gebe olmasa da zordur. Üzerine bir de hormonlar eklenince dikkatli davranmak gerekiyor. Hamile kadının  hormonları tavan yapar, yüksek bir enerji yüksek bir hassaslık başlar. Neyse ki gebeleri iyi tanıyorum. Hassas noktalarını ve neye ihtiyaçları olduklarını biliyorum. Benim için keyifli.

Pilatesin hamilelik sürecinde ne gibi faydaları var ?

Pilates… Vazgeçilmez bir egzersiz biçimi. Hayatın boyunca bedenin için yapacağın en güzel şey. Gebelikte ise yayınlanmış faydalarından öte kendi gözlemlerim şöyle ;

  • Ödem… neredeyse hiç tanışmazsınız.
  • Kilo alırsınız fakat aldığınız kilolar dışarıdan fark edilmez. Sizi rahatsız etmez.
  • Bel ve sırt ağrısı yaşamazsınız.
  • Gebeliği taşımakta zorlanmazsınız, kaslarınız güçlenir.
  • Doğumu kolaylaştırır.
  • Doğum sonrası iyileşme süreci daha hızlı olur.
  • Nefesle birlikte kan dolaşımı hızlanır, bebeğe giden oksijen miktarı artar. Daha zeki daha aktif bebeğiniz olur.
  • Egzersiz sırasında salgılanan endorfin hormonu psikolojik olarak rahatlama ve mutluluk sağlar.

Tüm hamileler için uygun mu?

Hayır . Düşük ve erken doğum riski olan, kanaması olan  ve ikiz gebeler yapmamalı.

Kadınların gündelik hayatta en dikkat ettikleri konu kiloları fakat hamilelikte kilo kaçınılmaz bir durum. Spor yaparken beslenme de çok önemli. Bu konuda hamileler için ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Sağlıklı beslenmek şart. Hamur işi yok . Şeker yok . Bol et, balık, meyve ve yoğurt bu kadar. Bunları yersek  hızlı kilo almayız. Bebeğimizi büyütürüz, kendimizi değil.

Son dönemde çoğunluk normal doğum istiyor ( tabi şartlarda uygunsa) fakat bir taraftanda o süreç biraz hamileleri korkutuyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Doğum yapmak… Neden korkuyoruz ki ? Kadın bedeni bunun için tasarlanmadı mı? Siz kendinizi rahat bırakın. Bedeniniz ne yapacağını bilir. Fakat biz ona yardım etmeliyiz. Koltukta oturup oturup doğmasını beklemeyin. Bedeninizi güçlendirin. Ruhunuzu hazırlayın. Benim gebelerimde henüz zor doğum öyküsü yok.  Keyifli doğum öyküleri var. Ama bunun içim pilates, egzersiz ve eğitim şart.

Son olarak sizin anne olacak adaylara tavsiyeleriniz neler ?

Her anın tadını çıkarın. Bir daha bu deneyimi yaşayamayacaksınız. Bebeğinizin sizin içinizde büyümesinin tadını çıkarın. Her anınızdan keyif alın. Siz mutlu olursanız, bebeğiniz de mutlu olur. Sağlıklı gebelik olsun . 

Serap Erim Avcı Hocam ‘ a çok teşekkür ederim bu güzel sohbet için.

İntagramdan kosar_adim ve serapeerim_hamilepilates hesaplarını takipte kalın;)

Sağlıcakla kalın,

Elif

posted by on Çalışma Hayatı, Kariyer, Motivasyon

pamucakBu ülkede kadın olmak zor diyoruz da bu dediğimizi ne anlayabilecek ne de anlatabilecek bir muhatap bulamıyoruz karşımızda. (Bkz. Tecavüzü meşrulaştırmaya çalışan yasa koyucular.)
Sene başında iş değişikliği yaptım.- ki yapmaz olaydım hayatımda görüp görebileceğim en basit, en bağnaz, erkek egemen bir iş yeriydi.- Ayrıntıya girip, ismini zikredip bundan nemalanmalarını dahi istemem. Neyse konumuz o şirket değil benim orada çok kısa bir zaman zarfı bulunmuş olmam hiç değil.
Deneyimlediğim kötü zaman diliminden sonra biraz dinlenmek arınmak istedim. Yaklaşık 10 yılın yükü vardı omuzlarımda. Bir bir indirip omuzlarımdan sonrasında kuş gibi hafif tekrar dönerim diyordum sahalara…
Bir kaç ay dinlendikten sonra annemin ebesine kadar didiklendiğim mülakat süreçlerine başladım. Tamam ben de insan kaynakları profesyoneliyim ben de mülakatta o soruları soruyorum ama benim için önemli olan pozisyonun gerekliliği için yeterli yetkinliğe sahip mi değil mi aday?
Neyse ilk mülakat süreçleri bitti. Bu ülkede benim gibi iş arayan o kadar çok aday var ki o pozisyona başvuran, ikinci mülakatlar için geri dönüş süresi uzadı. Bir de üstüne 15 Temmuz Vakk’ası , OHAL falan derken işler iyice duraksadı.
Hayatta bir taraftan akıyor tabi, kadın olarak “anne” olmak istedim. Ne mutlu bana ki tam da bu süreçte hamile olduğumu öğrendim. Sanırım dünyanın en mutlu insanıydım. Fakat bir gerçek vardı ki çocuğuma iyi bir gelecek için çalışmam gerekiyordu. En azından ben böyle düşünen bir kadınım. Ona sunmayı arzu ettiğim hayatı herkesten önce BEN sağlamalıydım. Daha güçlü, daha dimdik ve sımsıkı olmalıydım.
Ne var ki ikinci mülakatlar için geri dönüşler başladığında ben üçüncü ayı bitirmek üzereydim. E tabi mülakatlarda benim bu durumu belirtmem, tekrar bir ebe muhabbetine girmem gerekiyordu.
Bunu söylediğim tüm insan kaynakları uzmanları çok mutlu olduklarını söyleyerek tebrik ettiler. Sonrası mı ? Tabi ki şartların birlikte çalışmak için uygun olmadığına dair geri dönüşler… Ya da hiç geri bildirimde bulunmayı bile tenezzül etmediler!
Çünkü hamileyim.
Part_ time işlere başvurdum uzmanlık gerektirmeyen. Amacım boş durmak yerine katma değer yaratmaktı kendime. Ama hayır bu da mümkün değildi.
Çünkü ben hamileyim.
Ama çalışmam üretmem lazım. -Mümkün değil .
Çünkü ben hamileyim.
E bu bi süreç, bu bitecek. -yok şimdi olmaz.
Çünkü ben hamileyim.
E bari sonrası için değerlendirin. -Yok olmaz çünkü sen anne olacaksın.
Ben anne olucam da çocuğum için iyi bir gelecek sunmam lazım. -Yok olmaz sen emzireceksin.



Ben keşke çalışmaya devam edeydim de SSK + Maaş + Yol Ücreti karşılığı taşıyıcı anne bulaydım. Bu mudur ?
Hamilelik hormonlarım tavan, üstüne bir de sinir stres ben şimdi kime ne diyeyim ne anlatayım. Kimse dinlemez beni ‘çünkü ben hamileyim.’
Kadın olmak zor !
Otobüste yer verilmesini değil , göbeğimi görenlerin canım çekmesin diye ellerindekini bana uzatmasını değil, filikalara önce yerleştirilmeyi değil, bir kadın olarak değer görmeyi istiyorum. Bir anne olarak çalışmak istiyorum. Bir erkek kadar iyi iş çıkarabileceğimin bilinmesini istiyorum. Çocuğum için daha umut dolu yarınlar istiyorum.

Beni anlayan var mı?

Daha neler yazasım var da….

Elif K.

E. A. 21m2 ile Röportaj

Eyl
2016
07

posted by on aktif yaşam, Çalışma Hayatı, Kitaplar-bloglar, Röportajlar

Herkese merhaba ;

www.yirmibirmetrekare.com ‘un bir süredir bloggerlığını yapıyorum . O sebeple buraya vakit ayırmak biraz zor oluyor . Sizleri de boşlamamak aynı zamanda 21m2 deki  yazılarımı da takip için linki paylaşmak istedim .

Yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz : http://www.yirmibirmetrekare.com/blog

Bu hafta benimle gerçekleştirdikleri röportajı da sizlerle paylaşıyorum:)

21m2 Blogger fikrine karar verdikten sonra ilk işimiz bunun için bir araştırma yapmak oldu. Podyum Park , Faruk Saraç Meslek Yüksek Okulu ve moda ile ilgili belirli yerlere bir afiş çalışması yaptık. Sosyal medya üzerinden de aktif bir şekilde duyurularımız devam etti. Tahminimizin çok üzerinde ilgi gördük ve bu bize ne kadar doğru bir iş yaptığımızın göstergesi oldu.  Katılım yapan herkese gönülden teşekkür ederiz. İşin en zor kısmı tabiki kişiyi seçmekti. En büyük kriterimiz 21m2 kadınını yansıtacak biri olması idi. Ve sevgili @portobella_cadisi_ Elif ile yollarımız bu noktada kesişti. 

Elif ‘in kendisini tanıttığı yazıdaki matrak ve zeki tarzı bizi etkiledi. Hayatına bir çok şeyi sığdırmayı başaran bir kadın olması da O ‘nu seçmemizdeki önceliğimiz oldu. Ve birlikte hikayeye başlamış olduk . 

repost_temp || Read more

posted by on Çalışma Hayatı, Eğitim, Kariyer

Hello world!

posted by on Çalışma Hayatı, Kitaplar-bloglar

Volkan Dalyan ‘ın, saatlerce hatta güncelerce uğraşarak hazırladığımız slaytlar konusunda bizlere çok önemli tüyoları var. Volkan Bey ‘in tarafıma gönderdiği bu bilgi kaynağını inceleyince ne kadar büyük hatalar yaptığımı fark edip , keşke daha önce okusaydım dediğim bir kitap. Sadece slayt hazırlamanın ötesinde bloglarda veya herhangi bir sosyal medyada (instagram , facebook vs.) paylaşmak istediğiniz, vurgulamak istediğiniz iletiler için de önemli bilgiler edineceğinizi düşünüyorum. Daha önce neredeydi bu kitap diyebileceğiniz türden ;) Sade, anlaşılır ve renkli …. Teşekkürler Volkan Dalyan.

katilslaytlar.com inceleyebilirsiniz ;)

FullSizeRender

posted by on Çalışma Hayatı

posted by on Çalışma Hayatı, İk Zirvesi, Kariyer, Kitaplar-bloglar

posted by on Çalışma Hayatı

Yangın Söndürme Cehennemi

Çılgın olan şey ne biliyor musunuz? Ortalama bir organizasyon zamanının %45-50’sini planlanmamış (ve acil) faaliyetlere harcamakta.

İş Cehennemi

Bu tam bir iş cehennemidir. Ateşler her yandan fırlamakta.  Bir masa aniden patlamakta. Çalışanların saçları alev almakta. Kimse itfaiyecilik için yeterli donanıma sahip değilmiş gibi görünmekte. Bazı çalışanların ufak yangın tüpleri var ama pek bir işe yaramıyor. Baktığım her yerde insanlar yere yığılmış, külle kaplanmış, tamamen yanmış görünmekte.

Bu nasıl oldu?

Bu kattaki insanlar ‘acil yangınları’ söndürüp devamlı  etrafta dolanarak ya da standart iş süreçleri olmadan rastgele iş talepleri üzerinde çalışarak stratejik çalışmadan kaçınmaktalar. Temelde işleri halletmek için her zaman akıl dışı teslim tarihlerine karşı çalışmaktalar ve öncelikler artık çok uzakta kalmış basit, güzel zamanlardan başka bir şey değil.

Sonuçlar

  • Çalışanlar yangın söndürmenin köleleri haline geliyorlar
  • En önemli iş yapılmıyor
  • Önce sesi en yüksek çıkan hissedar istediğini alıyor
  • Yatırım getirmesi azalıyor
  • Kaynaklar iş ile birlikte aşırı dağıtılıyor
  • Herkes hayal kırıklığına uğramış ve herkesin havası kaçmış

Ankete cevap verenlerin %30’u ‘Yangın Söndürme Cehennemi’ni kendi kişisel iş cehennem tipi olarak bildirmiştir.

10 şirketten 9 tanesi, stratejik vizyonlarını uygulamaya koyamadıklarını söylemektedir.

ABD şirketleri işe devamsızlık, geç kalma, tükenmişlik, düşen verimlilik, artan çalışan masrafları ve çalışanların işle ilgili streslerinden kaynaklanan sağlık sigortasından ötürü yılda 200-300 milyar $ kaybetmektedir.

Kaçış Taktikleri

Yangından kurtulmanın birkaç yolu vardır:

1. Temel nedeni anlayın

Yangın tatbikatlarına genelde şunlar sebep olur:

  • Kötü planlama sebepli unutulmuş bağımlılıklar
  • Kaybedilen e-posta talepleri
  • Kısa dönüş süreli meşru son dakika kalemleri

Kilit nokta, önemli yangın tatbikatlarını idare edecek ve diğerleri ortadan kaldıracak kadar hazır ve atik olmaktır.

2. Daha iyi planlama ve koordinasyon

Yangın tatbikatlarınızdan bazılarını şu yollarla ortadan kaldırabilirsiniz:

  • En öndeki bağımlılıkları ve sorumlulukları net şekilde tanımlamak
  • Zaman sürelerinin kaçmasına neden olmamaları için stratejik yangın tatbikatlarına zamanında hazırlanmak
  • Değişim yönetimi ve öncelik verme süreçlerinizi iyileştirmek

3. Daha İyi İletişim

Yangın tatbikatları etkisi etrafındaki iletişiminizi güçlendirmek, daha stratejik olmanızda size yardımcı olabilir.

  • Yangın tatbikatlarının etki beklentilerini idare etmek
  • Mevcut iş yüklerini ve değişim etkilerini anlamak
  • Bunları yangını başlatana ve diğer kilit hissedarlara iletmek

‘Bunu yaparsak, Ali’nin Cuma gününe kadar yetişmesi gereken projesi gecikecek. Siz ve Ali için bu sorun mu?’ diyebilmek, yangın tatbikatları içinden yolunuza bulmanıza ve ekibinizi stratejik çalışmaya devam ettirmeye yardımcı olacaktır.

Stratejinin başarıya ulaşması için akıllı organizasyonlar doğru projesinin seçilmesine ve sonrasında bunların uygulanmasını yakın biçimde takip etmeye odaklanır.

Yöneticilerin stratejik hedefler ve bunlarla birlikte departman hedeflerine odaklandığı organizasyonlarda projelerin %70’i tahmin edilen yatırım getirisini karşılamakta ya da geçmektedir.

posted by on Çalışma Hayatı

Tekrarlanan İşler Cehennemi

Kendinize hatırlatın: Bundan sakının.05-2

Basitçe açıklamak gerekirse darmadağın, deli bir sirk. Devasa bir iş atlıkarıncası daireler çizmekte ve hiçbir yere varmadan insanları aynı işleri defalarca kez yapmaya zorlamakta. Tekrar edilen iş insanların midesini bulandırmakta ve başlarını döndürmekte. İş yapılmıyor ve çalan şarkı da berbat, modası geçmiş bir şarkı.

Bu nasıl oldu?

Şirket çalışanları şu nedenlerin biri ya da her ikisinden dolayı bu noktaya vardılar:

1. GELİŞİGÜZEL BAŞLADILAR

Süreci her seferinde gelişigüzel başlatarak ve asla şablonları otomatize etmeden, standartlaştırmadan ya da kullanmadan aynı tür işleri yapmaya yeltenirler.

2. HİSSEDARLARI İDARE EDEMEMEK

Sürekli olarak işleri yeniden yapmak zorunda kalıyorlar çünkü hatalar yapıldı veya işin ilk sonuçları hissedarların beklentilerini ve/veya ihtiyaçlarını karşılamadı.

3. Sonuçlar

Bu çalışanlar aynı sayfa üzerinde daha çok organize olamadıkça:

  • Son teslim tarihlerini daha çok kaçırmakta,
  • Bütçeleri daha çok aşmakta,
  • Hissedarları üzmekte,
  • İşleri yeniden yapmak zorunda kalmaktalar.

Çalışanlar günlerinin %14’ünü bilgileri kopyalayarak, e-postalar ileterek ya da telefon çağrıları ile geçirmektedir.

Kaçış Taktikleri

Tekrarlanan işler cehennemini önlemekle ilgili hatırlanacak önemli şeyler:

1. Hizaya Girin

Yapılması gerekli işler , şirket ve bu işleri yapacak olan ekibin hedef ve amaçları ile paralellik teşkil ettiğinde bu işleri tekrardan yapma zorunluluğu ortadan kalkar.

2. Şablonlar kullanın

İş şablonları, bir şirket çalışanının en iyi arkadaşı olabilir. Ufak maliyetli ya da maliyetsiz bu şablonlar, aynı anda hem zamandan tasarruf sağlar, hem de iyi iletişimi güçlendirir ve proje başarısına ciddi katkıda bulunur. Buna ilaveten şablonlar, yeniden çalışma olasılığını azaltarak,  ihtiyaç duyduğunuz bütün bilgileri toplamanıza yardımcı olur.

3. Zaman ayırın

Projeye başlamadan önce, ihtiyaç duyduğunuz bütün bilgileri elde etmek için zaman ayırın. 1/6/3 oranını (1 yıl planlama/tanımlama, 6 yıl teslim, 3 yıl test) kullanan organizasyonlar, yeniden çalışmanın en az %50’sini yapmış olurlar.

4. Hissedarları ve onayları idare edin

İşlerin tekrardan yapılması; geri bildirim, görüş ya da onay almak için yeterince etkin süreçler olmadığında meydana gelir. Bu süreçleri şu şekilde ilerletin:

  • Bütün süreç boyunca hissedarları dahil ederek
  • Merkez konumda geri bildirimleri ve onayları idare etmek

 

Bu şekilde, dahil olan herkes herkesin geri bildirimini görebilir ve haberdar olabilir.

Gereksinimler sorununu çözün (etki); böylece yeniden çalışma sorununu çözmüş olursunuz.

Bir proje maliyetinin ortalama yalnızca %3’ü gereksinimler sürecine harcanmakta; buna daha fazla harcama yapmak (her şey eşittir) daha iyi sonuçlar verir.

Elif Koray

posted by on Çalışma Hayatı

Bir süre önce şirket sahibimiz tüm yöneticilerine ” Şirket Cehenneminin 9 Katı ” başlıklı bir yazı paylaştı. Ben de bu cehennemden kaçmamıza yardımcı olacak ufak notları sizlere aktaracağım.

‘Buraya girenler, bütün ümitlerinizi terk edin.’

İş dünyasının dokuz tane cehennemi bulunmaktadır. Her gün iş cehennemi ile yüzleşiyoruz, ancak bunun bu şekilde olması gerektiğine şartlandırılmışız ; eksik verilerle, yetersiz süreçlerle, zorlama son teslim tarihleri ve aşılan bütçelerle bulmacayı çözmeye çalışıyoruz.

Bu yazımda cehennemin ilk katmanı olan ARAÇ-GEREÇ CEHENNEMİ’ ni ele alacağım .

Araç-Gereç İşkence Odası

Tam bir işkence. Her yer, işi yönetmek için yapılmış araçlarla dolup taşıyor. Çalışanlar hangisini kullanmaları gerektiğini bilmiyor ve birçoğu da neyin nerede olduğunu hatırlamadığından ihtiyaç duydukları güncellemeleri ve bilgileri çaresizce arayıp araçtan araca koşuşturuyor.

Bu duruma sebep olan ne?

Çalışanlar işlerini yönetmek için o kadar çok farklı araç ve nokta çözüm kullanmak zorunda kalıyorlar ki (örneğin ;Excel dosyalari, Word belgeleri, e-posta, görev yönetim araçları, PPPM yazılımı ve diğer bina içi yazılımlar) bu durum onları  aynı anda bir çok farklı yönlere çekiyor ve yavaş yavaş onları gerip kopacak şekilde inceltiyor. Ayrıca bu karmaşa iş verilerinin  çok daha fazla yere saçılmasına sebep oluyor.

Sonuç

Çalışanlar asla güvenebilecekleri gerçek güncellemeler alamıyor. Bunun yerine:

–          İş ve proje verilerinin toplanması günler, hatta haftalar alır ve o zamana kadar da bütün bilgilerin zaten güncelliği geçmiş oluyor.

–          Bilgiler atlanıyor ya da aynı iş birden fazla defa yapılıyor çünkü ekip, hiçbir zaman iş sistemleri ve süreçlerini güçlendirmeye zaman ayıramıyor.

–          Ekip de en sonunda tonlarca değerli zamanı boşa harcamış oluyor.

Sizlere de bu durum tanıdık geldi mi?

‘Çalışanlar bulutta veri depoladıklarında ve bunu yapmak için 15 farklı bulut depolama aracı kullandıklarında şirket bilgileri, beyinleri yok olur.’         

 Uyari: 

Eksik bilgileri aramaktan doğan yıllık idari kayıp, ortalama 6 haftadır (kişi başına neredeyse günde 1 saat).

Kaçış Taktikleri

Araç Cehenneminin işkencelerinden sakınmak adına şirket ekiplerinin yapabileceği birkaç şey vardır:

1. Birleştir

İşinizi idare etmek için tek bir yer seçin. Bu işlerin tekrar yapılmasını, kayıp bilgileri ve etrafa saçılmış verileri en aza indirecek, bilgi paylaşımını kolaylaştıracak ve güçlendirecek ve veri toplama ve analizini daha iyi tasarlayacaktır. Seçtiğiniz konumun bütün ekip tarafından kolayca erişilebilir olması gereklidir.

2. Entegre Edin

Entegre olan araçlar seçin, ancak delirmeyin. Kullandığınız nokta çözümlerin beraber uyumlu hareket etmesi önemlidir; ancak üç ya da dört entegrasyondan sonra o kadar karmaşık hale gelirler ki sürecinizdeki en ufak bir değişiklik, zaman katili bir yeniden yapılandırma kabusu yaratır.

3. Genişletin

Bu en iyi uygulamaları ekibiniz üzerinde başlatın sonra başka bir ekibe ve belki de departmanınızın tamamına genişletin. Şirketin tamamı araçlara entegre olmadan ve iş süreçlerini yönetmek için standartlaştırılmış araçlar veya en azından iyi entegre olan araçlar kullanmadan, bilgi depolarının üstesinden asla tam olarak gelinemez.

4. Kendinizi Kontrol Edin

Her ufak şeyi yapmak için başka bir araca ihtiyacınız yoktur. İhtiyacınız olan işlevlerden daha fazlasına sahip olan bir araç (ya da birkaç araç) bulun ve buna yapışın. Kendinizi ya da ekibinizi ne zaman yeni bir aracı değerlendirmek isterken bulursanız, doğru soruları sorun:

  • Bu mevcut araçların birinin ya da daha fazlasının yerine mi geçecek ya da ek bir araç mı olacak?
  • Bu araç süreçlerimizi basitleştirecek mi yoksa daha fazla adım mı ekleyecek?
  • Bu araç kullandığımız diğer araçlarla entegre olacak ya da uyumlu çalışacak mı?
  • Bu araç ciddi oranda bir değer kazancı mı sağlayacak yoksa zarara mı neden olacak?

Araçları birleştirmek birçok fayda sağlar; daha iyi araç entegrasyonu, daha iyi hizmet perspektifi, daha hızlı vaka çözümü ve daha fazla hizmet güvenilirliği’.

Diğer cehennemler bir sonraki yazıda ;)

not: Yazı alıntıdır, kime ait olduğunu bilmiyorum. İngilizceden uyarlamaya çalıştım.

Elif KORAY