posted by on Çalışma Hayatı, Motivasyon

zirvejpgHepimizin merakla ve heyecanla beklediği İK Zirvesi dün son buldu ve bizler içimizdeki enerji ile yollarımıza devam ediyoruz. Zirve’nin yankıları uzun süre devam edecektir eminim ve bugün bende zirveden aldığım notlarımı toparlayıp zirve ile ilgili bir yazı dizisi hazırlığına başlayacağım.

Ancak onun öncesinde  aklımdan ve kalbimden geçenleri yazıya dökme isteğimle paylaşmak istediklerim var sizle.

Mevlana der ki;

”Bak… Bil ki domuzların önüne inciler serilmez.Mücevherlerden sarraflar anlar ancak, başkası bilmez. Ne fark eder ki kör insan için elmas da bir cam da, Sana bakan kör ise, sakın kendini camdan sanma…”

Mevlana’nın söylemiş olduğu bu sözü Gülsün Müftügil benimle paylaştığında gerçekten çok etkilendim.

Hepimizin içinde yürekten inanıyorum ki cevherler var ve biz enerjimizle onları açığa çıkartmak için uğraşıyoruz. Ne var ki hepimiz iş yaşamı düzleminde mücevheri görmeyen domuzlarla da sıkça karşılaşıyoruz.

Dünkü sunumların ardından bir kez daha inandım ki domuzlar her yerde, her şekilde kimlik ve kılık değiştirerek hayatlarımızda yer alacak. Ancak biz ne kadar bu yolda içinde iyi niyet ve cevher taşıyan insanla birlikte olursak, ne kadar bizi destekleyen, ufkumuzu, zihnimizi ve dünyamızı  genişletecek  işlere imza atarsak, içimizdeki cevherin ışığı bir o kadar yayılacak ve bizler daha güçlü hale bürüneceğiz.

Bunun için tüm zirve paylaşımlarının öncesinde sizinle bunu paylaşmak istedim.

Lütfen siz de içinize dönün ve içinizle konuşun. Sonrasında  etrafınıza bakın ve yapmak istediklerinize odaklanın. Bazen insan hedefleri ve bu yolda yaptıkları olmasına rağmen etraftaki kötü giden her şeye alışıyor ve kaybolanlardan olabiliyor. Ben gibi, sen gibi, herkes gibi…

Dünkü büyük enerji paylaşımından sonra bir kere daha hayatımla ilgili bir çok şeye minnet duydum ve birçok şey için takke mi önüme koyup düşündüm. O kadar şanslıyım ki hayatta beni dinleyen, anlayan, destekleyen, umudumun dizleri kanadığında onu kaldıran, bana bir öpücük konduran dünya iyisi bir annem ve sevgilerini, desteklerini benden hiç esirgemeyen harika dostluklarım var.

Önce içimizi, içsel bütünlüğümüzü sonra çevremizi ve hayatı daha iyi algılamak umuduyla…

Zirve paylaşımlarında görüşürüz :)

 

Serhat Levent KAHYAOĞLU

 

Dip not: Fotoğraf için Gülsün Müftügil’e teşekkürler :)

 

 

 

 

 

 

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

admin İK Zirvesi 2013

Şub
2013
12

posted by on Eğitim, Kariyer

ikzirveEvet nihayet beklenen gün geldi çattı… İK çalışanlarının ve bir çok profesyonel’in merakla beklediği İnsan Kaynakları Zirvesi 2013 yarın kapılarını açıyor. Başta Alper Bey olmak üzere tüm MCT çalışanlarına bu güzel daveti için gönülden teşekkür ediyorum.

 

 

Her şeyden önce genç bir insan kaynakları çalışanı olarak bu zirveden öğreneceklerim ve dinleme fırsatı yakaladığım konuşmacılar beni oldukça heyecanlandırıyor.  Ayrıca bir blogger olarak gördüklerimi, öğrendiklerimi ve hissettiklerimi sizlere aktaracak olmak ayrı bir haz benim için.

 

Zirveye bir gün kala  katılacağım paralel oturumları sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

 

1. Bölüm 10:50-11:25 Ücret Yönetimi ve Ödüllendirmede Yeni Trendler

2. Bölüm 11:35-12:10  Ölçümden Öte Performans Kültürü Oluşturma

3. Bölüm 13:40-14:25 Dişil ve Eril Liderliğin Dengesi: Adam Gibi Düşün Kadın Gibi Yönet

4. Bölüm  14:25-15:00 Holistik Bir Liderlik Yaklaşımı Ölç, Değerlendir, Geliştir

5. Bölüm 15:30-16:05 IIP INVESTORS IN PEOPLE Standardı İle Şirket Performansınızı Geliştirmeye Ne Dersiniz?

6. Bölüm 16:15-16:50 MCT Danışmanlık

 

Umuyorum ki tüm bloggerlar zirvenin enerjisini sosyal medya üzerinden yayacak ve enerjinin harekete geçişine an ve an tanık olacağız. Katılacak olan tüm blogger arkadaşlarla zirvede karşılaşmak dileği ile :)

 

Serhat Levent KAHYAOĞLU

 

 

 

 

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

posted by on Çalışma Hayatı, Eğitim, Kariyer

Elif Duru Gönen’i tanımayanımız yoktur sanırım. Dün Twitter üzerinden paylaştığı Kişisel Stratejik Planlama Kitapçığı’nı gördüğüm de hemen inceleme fırsatı buldum ve çok beğendim.

Kitapçıkta da belirtildiği üzere herhangi bir ticari amaç gütmeden paylaşılabilir hoşgörüsüne sığınarak kaçıranlarımız olabilir düşüncesiyle hemen sizlerle paylaşmak istedim.:)

http://www.slideshare.net/slideshow/embed_code/16261566

2013 yılı için kişisel stratejilerimiz üzerinde düşünmemizi sağlayan bu kitapçıkta 2012 yılını gözden geçirerek yola koyuluyoruz.

En güçlü yönlerimiz, gelişmesi gereken yönlerimiz, değerlerimiz, sloganımız, ürünümüz, tutkumuz, hedefimiz, hedeflerimize ulaşmak için yapmamız gerekenler, hedef kitle analizi, ortaklar analizi, rakipler analizi, Her bir ay için hedeflere ulaşmak adına neler yaptığımız bölümü, kişisel değerlendirme, sonuçlar ve farkımız bölümleriyle bir hayli kapsamlı olan bu kitapçığı  kendi yol haritam yaparak, yıl sonunda hedeflediklerimi ve ne kadarını gerçekleştirebildiğimi sizlerle paylaşacağımı da  dip not olarak ekliyorum.

”Yazmak sihirdir” ve bu sihiri  yalnızca siz yaratabilirsiniz sözüyle kalbimi ısıtan Elif Duru GÖNEN’e bu güzel paylaşım için çok teşekkür ediyorum.

 

Serhat Levent KAHYAOĞLU

 

 

 

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

posted by on Çalışma Hayatı, Kitaplar-bloglar

”İşle uğraşmadığınız zamanlarda, kendinizi işe yaramaz hissediyor  yaptığınız fazla mesailer ailenizle ya da arkadaşlarınızla olan ilişkilerinizi olumsuz  etkiliyor, dinlenmiyor, eğlenmiyor işten başka hiçbir şeye vakit ayırmıyorsanız o zaman dikkat ! İŞKOLİK olabilirsiniz.”

 

Mesleğine aşık bir insan olarak bir çoğumuz gibi bende çok seviyorum çalışmayı ve üretmeyi. Hayata, hayatıma, çevremdekilere faydalı olmak fayda sağlamak benim için büyük bir mutluluk oldu herzaman.Özellikle iş arama süreçlerinde ki depresif ruh halim de bunu çok daha iyi anladım. Ben ne olursa olsun üretmeliydim ve yeni birşeyler katmalıydım.

Ancak  sizde şahit olmuşsunuzdur eminim en son ne zaman sinemaya gittiğini, kafasını boşaltıp müzik dinlediğini, sevdiklerinle keyifli bir akşam yemeği yediğini, ya da işi gücü bir kenara bırakıp küçük kaçamaklar yaptığını unutan insanlar o kadar  fazla ki…

Onlar sürekli yorgun ve mutsuzlar çünkü sürekli çalışıyorlar.Dünya da işkoliklik üzerine pek çok araştırma, yayınlanmış pek çok kitap var. Yazıyı yazmak için yaptığım araştırmada dikkatimi çeken kitap Brayn Robinson’un yazdığı “Work Addiction” türkçeye çevrilen adıyla ”Ben İşkolik değilim, bence öylesin” kitabı oldu.

Kitapta İşkolik olmanın, fazla çalışmayı sevmekle karıştırılmamasının öneminden, aslında işkolik olmanın çocukluk dönemlerinden başladığından, bu piskolojik durumun fiziksel rahatsızlıklara dahi yol açtığından bahseden yazar bunun bir sorun olduğunu ve zamanla düzeltilebileceğinin özellikle altını çiziyor.

 

İşkolik olmak üzerine daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız bu kitabı bir an önce almanızı öneriyorum, ben listeme ekledim bile…

 

Çalışmak için Yaşamak mı yoksa YAŞAMAK için çalışmak mı ?…

Bu yol ayrımını gerçekten iyi yapmak lazım. Sevmeyi ve değer vermeyi, yaşamdan zevk almayı , hobilere ve sosyal çevremize zaman ayırmayı, iş-sosyal hayat dengesini ve hayatın tüm renkleriyle hayatın içine karışmayı  lütfen unutmayalım. Gerçekten göz açıp kapayıncaya kadar herşey ve hayat çoğu zaman sadece an-lar da gizli…

Nazım Hikmet’in çok sevdiğim şiirini geçenler de çok sevdiğim arkadaşım Gülsün MÜFTÜGİL başka bir farkındalık yaratmak için bana göndermişti. Şimdi ben de o şiir ile yazımı noktalamak istiyorum.

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yani ağır bastığından.

Bir sincap gibi hayatın içinde, hayatın farkındalığı ile yaşamamız dileği ile…:)

Serhat Levent KAHYAOĞLU

 

Kaynak: Capital Dergisi

 

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

posted by on Çalışma Hayatı

SGK Sms bilgilendirme sistemi ile yepyeni bir hizmet anlayışı ile karşımızda. Açıkçası sistem gerçekten internetle arası iyi olmayanlar için çok güzel ancak öğrenmek istediğiniz bilgilerin kısa kodları var ve bunun yaygınlaşması zaman alabilir. SGK’dan sms hizmeti alabilmeniz için 5502’ye mesaj atıyorsunuz;

Gelir ve aylık ödeme tutarlarınız,

Sigortalı toplam hizmet süreniz, prim ödemeleriniz,

Nezaman emekli olacağınıza dair bilgiler,

Muayene katkı payınız,gözlük cam ve çerçeve, fizik tedavi, diş tedavileriniz,sağlık hak sahipliği bilgileriniz,

anlık sorgulama ile cebinize geliyor.1 Ocak 2013 itibariyle hizmet vermeye başlayan sistem 1 sms için 1 TL olarak ücretlendiriliyor.

Adınıza En son ne kadar prim yatırıldığını öğrenmek için;

“P yaz boşluk bırak T.C Kimlik Numaranı yaz boşluk bırak  Aile Sıra No yaz  5502 ’ye kısa mesaj at.

İlk İşe giriş tarihi ve toplam prim ödeme gününüzü öğrenmek için;

“PT yaz boşluk bırak  T.C Kimlik Numaranı Yaz boşluk bırak Aile Sıra No yaz 5502’ye kısa mesaj at.

Normal şartlar da ne zaman Emekli olabileceğinizi öğrenmek için;

“N yaz boşluk bırak T.C Kimlik Numaranı yaz boşluk bırak, İşe Giriş Tarihini yaz ( GG:AA.YY)boşluk bırak ve hangi kapsamda çalıştığını yaz * (4A 4B 4C) 5502’ye  kısa mesaj at.

Sağlık Hizmetlerinden yararlanma durumunu öğrenmek için;

“S yaz boşluk bırak T.C Kimlik Numaranı Yaz boşluk bırak  Aile Sıra No yaz 5502′ye kısa mesaj at.

Hepimize iyi bir hafta diliyorum :)

Serhat Levent KAHYAOĞLU

 

 

 

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

posted by on Serbest Kürsü

Tüm dünyanın en sevdiği  cumartesi günü yarım günde olsa çalışan birisi olarak bugün henüz kahvaltı sofrasında olan, çay keyfi yapan, ya da daha da kötüsü yatağında keyifle uzanan herkesi kıskanarak geçtim klavyenin başına:)

Cumartesi günü çalışma sendromu ayrı bir yazının konusu olsun bu aydan itibaren her ay 15 günde bir olarak ”1 filim, 1 kitap, 1 müzik” köşesi yazmaya, sizlerle sevdiğim, keyif aldığım seçkileri eski-yeni ayırt etmeden paylaşmak istiyorum:)

|| Read more

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

posted by on Liderlik, Motivasyon

 

Muhabir soruyor…

Sayısal loto büyük ikramiyesi size çıksa neler yapmak istersiniz ?

-Ev alırım, araba alırım kalanını yatırım yaparım kendime…. ( Yani büyük ikramiye çıkacak hayal ettiği en başta ev ve araba )

Başka bir örnek, iş görüşmesinden…

-5 yıl sonra kendini nerde görüyorsun ?

-…eeee, şeyyy ben yükselmek istiyorum …. ? ( Nereye, nasıl, olmak istediğin şey yükselmek mi sadece ?… )

Ya da aynı zihniyet ürününden bir örnek daha…

– İyi işin tanımı sizce nedir ?

-Valla huzurlu olsun, maaşı gününde ve tam yatsın yeter…

 

Yukarda ki örnekler sizlere de çok tanıdık geldi değil mi ?

Çünkü bir çoğumuza uzun zamandır unutturulmaya çalışılan şeylerden biriydi ”HAYAL KURMAK”…

Bunuda çok güzel bir kelime oyunuyla yaptılar, ”AYAKLARIN YERE BASSIN, HAYALPEREST OLMA!’

Oysa, hayal kurmakla hayalperest olmak farklı kavramlardı,

BİLEMEDİK,BİLEMEDİLER,BİLİNMEDİ..

 

İşte şimdi bu yüzden bir çok karanlık geceli insan var çevremizde,

İşte bu yüzden bir çok hayalsiz aday karşımızda,

İşte bu yüzden bir çok ”vasıflı” insan lider değilde  çoban!…

 

HAYAL KURUN.…. LÜTFEN :)#

Her fırsatta, her gece, her ihtiyaç duyduğunuz da, her ışıkşız kaldığınızda. Ulaşmanıza gerek yok, ulaşılmaz olması bazen daha iyidir hatta. Kendinize inanın, hayalinize inanın  ve kalbinizi, ruhunuzu ısıtın yeter.Düşünün ki beyninizde bir hayal makinası var rengarenk ve siz hayal kurdukça tüm vücudunuzu, enerjinizi iştahlandırıyor ve harekete geçiriyor.

Düşünün diyorum ÇÜNKÜ BİR ÇOK GERÇEK BÖYLE BAŞLIYOR…

Hayatın bumerang etkisi var, olumlu olan herşey dönüyor evrenin muhteşem döngüsüyle tekrar ve tekrar bizleri buluyor.

Bugünün liderlerinin yaşantılarına bakın. Kimi-kimleri takdir edip lider olarak görüyorsanız hiç farketmez…Azimleri, yaşam koşulları, aileleri,hayat tarzları, kültür birikimleri, eğitimleri herşeyleri ama herşeyleri bambaşka. Hatta kimisi 40 yılda gelmiş olduğu yere, kimisi 4, kimisi 10 yılda…

Tek ortak noktaları var belkide tek başlangıç noktaları… ”ONLAR HAYAL EDENLERDİ VE ONLAR HALA HAYAL EDİYORLAR!”

İçimden kurduğum hayaller benim arka bahçemde saklı…beni güçlü, güler yüzlü ve herşeye rağmenci bir insan yapıyor günden güne. Bu yüzden doyasıya haykırmak istedim tüm bunları.

Hayal bahçenizin rengarenk menekşeler, masmavi güller, mor salkımlar ve yasemin kokulu sokaklarla büyüyüp evrene yayılması dileğimle…

Serhat Levent KAHYAOĞLU

 

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

E. A. İnci Taneleri

Oca
2013
13

posted by on Serbest Kürsü

 Gündüzün, geceye nöbetini devretmek için hazırlandığı vakitlerde güneşin kızıl direnişi yarı açık demir kapıdan içeriye doğru adımını atarken kadın güneşi takip ederek apartmana girdi. Apartmanın içi ardına kadar açılan kapıyla güneşi ve kadını içeri buyur etti.  Kadın, zarif el hareketleriyle sağ elindeki siyah tül eldiveni çıkarıp cebine yerleştirdi. Siyah elbisesinin kolundan görünen incecik beyaz bir goncaya benzeyen eli yine zarif bir şekilde çantasının içinde gezindi. Anahtar şıngırtılarıyla beyaz gonca, kapı ile birlikte açıldı.

 

Koridora vuran güneşin akisleri kadının gözlerini kısmasına sebep oldu. Çantasını yere bıraktı. Ayakkabılarını öylece koridorda çıkarıp sağ taraftaki odaya _yatak odasına _ girdi. Bembeyaz olan oda camdan süzülen kızıllıkla sıcak bir renge bezenmişti. İçerdeki tüm eşyalar en ince ayrıntılarına kadar görünüyordu, sanki güneş tüm eşyaların içlerine kadar girmişti. Odanın iki duvarında ki çerçevesiz iki büyük boy aynası, ne tarafa dönse insanın kendinle yüzleşmesine sebep oluyordu. Aynalardan birinin sağ ve sol tarafına çakılmış çiviler kolyelerin kendilerini asma sebebiydi. Birbirine denk dört duvar olan odanın kalan iki duvarından birine karyola yaslanmış diğerine de gardırop dayanmıştı. Odadaki her şey beyazdı bir tek duvardaki kolyeler renk veriyordu odaya,  bir de ara sıra renkli olanlarla değiştirilen çarşaflar.

 

Kadın yatağın aynadan kendi görebileceği kısmına sanki yatakta iz bırakmaktan korkarcasına usulca oturdu. Aynada kendine baktı, baktı, baktı… Camdan içeriye giren güneşin son kızıllığını yakaladı. Kumral ipek saçlarına toka diye taktı. Hoşuna gitmiş olacak ki gülümsedi. Gülümsemeyi tuttu yüzünde ve kırışıklıklarını saydı. Yüzüne değen saçlarını yemyeşil gölde sessizce süzülen kuğulara benzer zarafetle kulağının arkasına aldı. Kulağındaki inci küpelere ilişti gözleri aynada, sever gibi usulca dokundu onlara, gözlerinden düşen inci tanelerini hemen bir mendilin içine topladı.

 

İnci küpeler ve mendile düşen inci taneleri ona bir şey hatırlatmış olacak ki aniden oturduğu yerden fırladı, koridorda çıkardığı ayakkabılarını geçirdi ayağına, çantasını bile almadan kapıdan koşarak çıktı. Yanında evler de koştu onunla, sokaktaki köpekler, çocuklar, ağaçlar da… Aynadaki yüzü, gülümsemesi, yüzündeki izler, güneşin kızıllığı, kulağındaki küpeler ve avucundaki mendile topladığı inci taneleri de koştular. Tüm eski dostları, aşkları, yanlışları ve yaşayamadıkları da peşi sıra takip ettiler onu.  Rengi, nefesi, sesi ilmek atmaya çalıştı hayata. – Baştan defolu başlamışsa bir kere, tekrar söküp örmek nafile-

Ani bir fren sesi … kulağından fırlayan inci tanesi …. Güneşin aya kendini teslim edişi…

Elif  KORAY

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

posted by on Kariyer, Kitaplar-bloglar, Liderlik

Bugün sizlere yeni bir kitap tanıtmak istiyorum ancak öncesinde küçük bir teşekkürle başlamam gerekiyor sözlerime.

Benard İnsan Kaynakları tarafından düzenlenen ”her ay bir kitap” kampanyasından bana çıkmış olan bu güzel kitap için öncelikle Benard İnsan Kaynaklarına, sonrasında kitabı bana ulaştırmak için elinden geleni yapan ve birde güzel not ekleyen Cansu Yaman’a çok teşekkür ederim.:)

Kitaba gelecek olursak aslında kitap iş yaşamında bulunan herkese hitap ediyor.

 

 

Kitap üç bölüme ayrılıyor;

  • Yükselme Fırsatlarını değerlendirmek
  • Liderlik Etmek
  • Bir girişimci gibi düşünmek

ve var olan bulmacalar 3 özelliği beyin egzersizleri yoluyla geliştirmenizi amaçlıyor.Ben içinde ki testleri çok sevdim o yüzden gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum ve sizlerinde bir fikir sahibi olabilmeniz açısından bir tane egzersizi sizlerle paylaşıyorum.

 ( Umarım başım belaya girmez :) )
|| Read more

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail

posted by on Çalışma Hayatı, Mobbing, Motivasyon

 

İş hayatında en yıpratıcı nedenler biride kuşkusuz AŞIRI iş yükü! yapılan araştırmalarda bunun en iyi kanıtı.

Fransa’da OpinionWay isimli şirket tarafından yapılan araştırmada İş yerindeki görev ve sorumluluklardaki belirsizliğin strese neden olduğunu ifade edenlerin oranı % 30 iken, %29 ise iş hayatındaki başarısızlığın kendilerini strese soktuğunu dile getirdi. Öte yandan çalışanların % 16’sı da çalıştıkları mekanın fiziki şartlarındaki eksiklerin kendilerini strese soktuğunu belirtti.

Yaptığım küçük çaplı araştırmada Türkiyede buna yönelik bir araştırma ben bulamadım-(varsa lütfen paylaşın seve seve yazıma dahil edebilirim) ancak en azından sadece Türkiye’de durumun böyle olmadığını düşündürttü bana.

Aşırı iş yükünün ve çalışanların strese girmesinin o kadar çok sebebi varki…

  • Organizasyon şemasının yapılandırılmaması
  • Sistem ve prosedürlerin tam anlamıyla yapılandırılmaması
  • Görev tanımlarının oluşturulmaması / revize edilmemesi / kapsamın şişirilmesi
  • Çalışma ortamının yapılan iş koşullarına göre gerekli şartlarda / yapıda / teknolojik donanımda olmaması
  • Çalışan/pozisyon yedeklemenin olmaması
  • Artan işler ve büyüyen yapılara karşı aynı kadroyla işlerin yürütülmesi …vb. gibi bir sürü madde sıralayabiliriz.

Yukarda bahsettiğim maddelerin hepsini ve çok daha fazlasını İnternette hemen hemen her kaynakta bulabilirsiniz.

Ancak birde  İnsandan kaynaklı madddeler varki, onlar her şirket için değişir , her çalışandan ayrı ayrı dinleyebilirsiniz :)

Mesela…

  • İş güzar çalışma arkadaşları,

(Selam olsun, hep varlar ve varolacaklar lafımın sözümün bittiği yerdir)

  • İşin işleyişi hakkında bin laf edip raporlu olduğunda bile ”ŞİRİN”gözükmek için gelip çalışan ”SEVİMİ KAHRAMANLAR”

( HARİKA  İNSANLAR, onlar olmazsa MAZALLAH şirket batar!!… Ne var ki işin gerçeği ONLAR OLDUĞU İÇİN ŞİRKETLER BİRAZ DAHA BU ŞEKİLDE SİSTEMİ İŞLETİYORLAR ASLINDA )

  • Yapılmayan ya da Laf olsun diye yapılan Performans Değerlendirmeleri

( Sonucunda tabi Kıdemli çalışanı çıkartamıyorsun olan işleyişin aksamasına oluyor)

  • Korkunç Hiyarerşi ve Gereksiz bir TON RAPORLAMA

( Bir çok tablo ve raporlama yapar, yapar, yapar en sonun da- Yahu bu adam bunların hepsini neden istiyor ben bunu 3 gün önceki raporda da vermiştim şimdi kulağı ta tersden tutup neden gösteriyorum dersin, Patrondur, Yönetimdir İSTER!)

  • Sizi dinlemeyen YÖNETİCİ

( Kadro artışı gerekliliğine bir türlü inanmaz verem olursunuz )

  • Kadro artışına bütçe ayıramayan ÜST YÖNETİM

 ( Cirolarından bırakın CİR kopartmayı  C’sini alacaksınız diye ödleri kopuyor ama hedef HEP BÜYÜMEK HEP İLERİ GİTMEK!  bknz. VİZYONLARIMIZZ, MİSYONLARIMIZZ blaa, blaa, blaa)

 

İşte tüm bu sebepler ve elbette daha çok olaylar sinsilesinin ardından tırnaklarımızı yiyor, tekrar ve tekrar ergenlik dönemine girmiş gibi yüzümüzü sivilceler basıyor, kendimizi spora, sinemaya, yüzmeye, içmeye sürüklüyor

EN sonunda 3Y adını verdiğim sistemi tamamlayıp son noktayı koyuyoruz.

Yoruluyoruz, Yıpranıyoruz ve YILIYORUZ…

Serhat Levent KAHYAOĞLU

 

 

 

 

 

 

 

 

 

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail