E. A. “Psikiyatristlerin Şahıdır Yazmak, Tanrıların En Müşfiği”

Oca
2012
19

posted by on Serbest Kürsü

Çocukluğumdan beri yazmaya olan tutkum bilinir kendi çevremde. Gücümüz İnsan ‘dan önce bir çok dergide ve gazetede yazılarım yayımlandı. En son İzmir’de yerel bi gazete de yazıyordum. Yayımlanan  yazılarımdan birini bu gün sizlerle paylaşmak istiyorum :

TÜRKÜLER GÜZELDİR

Müzik içimizde var olan olgudur. Her bir tınısı aşkları, kavgaları, özlemleri içinde taşır. Görmediğimiz diyarları getirir yanıbaşımıza, özlediğimiz tatlar bırakır damağımızda, hele evde yalnızsak kırk yıllık dost gibidir yanımızda … Rakı balık onsuz olmaz ,şarap kadehe onsuz dolmaz…

Ben en çok  türküleri severim. Türküler bizi yansıtır, halkı yansıtır. Halkla doğar,  halkla yaşar. Halkın ta kalbinde atar.

Türkülere ilgi çocukluk, gençlik yıllarında başlar.

“Türküler bir sevdadır kimi zaman

 kimi zaman bir insan bir isyan

kimi zaman ölümsüz bir ozanın mızrabından dökülen  koca bir yaşam….” sözleri ile başlardı türkü programına lise yıllarında dinlediğim radyo. Tam da gece saat 22:00 de başlardı programa. Tüm arkadaşlar o radyo istasyonunu dinlerdik . Bir türküye başlamadan önce onun kısaca hikayesini anlatırdı dinleyenlere. Daha bi kulak kesilirdik birazdan çalınacak olan türküye . Kulağımızla değil yüreğimizle dinlerdik .

Şimdilerde türkü dinleyen, o türkünün yakılma hikayesini merak eden gençler var mıdır bilmem ama siz Kütahya’nın Pınarları türküsünü dinlemeden önce ben size kısaca hikayesini anlatayım :

“Bundan uzun yıllar önce Kütahya’da bir ailenin genç, yakışıklı, güvenilir, iyi kalpli bir oğulları varmış. Orta halli bir ailenin de güzel, boylu poslu, uzun saçlı güzel mi güzel bir kızları varmış. Kız biraz hoppa olduğu, ele, avuca sığmadığı için arkadaşları ona “deli düve” derlermiş. Doğurmamış dişi sığırlara düve demirmiş o zamanlar. Genç yakışıklı delikanlı deli düveye aşık olmuş. Deli Düve’nin güzelliği dillere destanmış, bilmeyen yokmuş. Yakışıklı genç, Deli Düveyi ailesinden istemiş , fakat kızı vermemişler. Deli Düve ile yakışıklı oğlan gizli gizli görüşmeye başlamışlar.Bakmış kızın ailesi olucak gibi değil sonunda razı olmuşlar evlenmelerine. Fakat gençlerin saadetleri uzun sürmemiş. Bu kızın güzelliğini duyan gören zamanın delikanlıları kendilerini reddeden kızın kocasını hem kıskanmış hem de ona kin bağlamışlar. Yeni gelini tehdit etmeye başlamışlar.”Kocandan ayrılacaksın yoksa seni dağa kaldırırız, kocanın da gözlerini kör ederiz” diye kıza haber salmışlar. Güzeller güzeli Deli Düve ne yapacağını bilememiş, kocasını çok sevdiği için ona zarar vermelerinden korkmuş. Delikanlılara haber yollamiş ” Ne olur, kocamı rahat bırakın. Ona dokunmayın ne isterseniz yapayım” demiş. Bu haberi alan gençler istediklerini söylemek için Deli Düve’yi çağırmışlar çeşme başına. Deli Düve ne istediklerini merak ettiğinden gitmiş oraya başına geliceklerden habersiz. Çeşme başında kaçırmaya çalışmışlar güzeller güzeli gelini. Biricik karısının çığlıklarını duyan genç delikanlı koşmuş gitmiş çeşme başına. Başlamışlar kanlı kavgaya. Genç delikanlı direnememiş daha fazla, can vermiş oracıkta. Kavga seslerini duyan gencin ailesi koşmuş çeşme başına, oğulları kanlar içerisinde yerde boylu boyunca yatmakta…                              

“Salın Gelip Musallaya Dayandı,
Gar Beyaz Vehbim Al Kanlara Boyandı.
Seni Vuran Oğlan Nasıl Dayandı,
Aman Aman Vehbi Öyle De Böyle Olur Mu.
 Ah Ben Ölürsem Dünya Sana Galır Mı.”

Yıllar, özlemler, öfkeler, aşklar gizlenmiş türkülere…

Bir türkü sevdalısının, Erkan Oğur’un söyleyişiyle; “Bütün türküler güzeldir.
Tabiattır, hayatın ta kendisidir, salt müzik değildir.”

Elif KORAY

FacebookTwitterGoogle+LinkedIntumblrEmail